Deniz
New member
“Efendim” Demek Günah mıdır? Bir Hitap Biçiminin Din, Toplumsal Cinsiyet, Sınıf ve Güç İlişkileri Açısından Analizi
Günlük hayatta bazı kelimeleri o kadar sık kullanıyoruz ki, zaman zaman onların anlamını ve taşıdığı toplumsal yükü düşünmeyi bırakıyoruz. “Efendim” de bunlardan biri. Birine seslenirken, söyleneni anlamadığımızda, bir büyüğümüze cevap verirken veya sadece nezaket göstermek amacıyla “Efendim” diyoruz. Fakat özellikle dinî hassasiyetlerin yoğun olduğu çevrelerde “Efendim demek günah mıdır?”, “Bir insana efendim demek onu yüceltmek anlamına mı gelir?” veya “Efendi kelimesi yalnızca Allah için kullanılabilir mi?” gibi sorular ortaya çıkabiliyor.
Bana göre bu soruyu yalnızca “helal-haram” ikiliğine sıkıştırmadan ele almak gerekiyor. Çünkü bir kelimenin dinî anlamı kadar, tarih boyunca toplum içinde nasıl kullanıldığı da önem taşıyor. “Efendim” kelimesi hem bir nezaket ifadesi hem de bazı dönemlerde makam, statü ve toplumsal hiyerarşi göstergesi olmuş bir kelime. Dolayısıyla mesele, aslında dil ile güç arasındaki ilişkiye kadar uzanıyor.
“Efendim” Kelimesinin Dinî Açıdan Anlamı
Öncelikle temel soruya açık cevap vermek gerekir: Bir insana nezaket ve saygı amacıyla “efendim” demek, tek başına günah değildir.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki “Efendi” maddesi, kelimenin tarihsel olarak “sahip, mâlik” anlamlarına dayandığını ve Türkçede özellikle saygı duyulan, eğitimli veya itibarlı kişilere yönelik bir unvan olarak yaygınlaştığını ortaya koyuyor. Osmanlı toplumunda kelime devlet görevlilerinden ilim ve din çevrelerine kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahipti. İslam Ansiklopedisi
Üstelik kelimenin kullanımı tarih boyunca yalnızca dinî şahsiyetlerle sınırlı da değildi. Osmanlı bürokrasisinde farklı makam sahiplerine “efendi” denildiği gibi, sonraki dönemlerde kelime sıradan bir saygı ifadesi hâline geldi. Cumhuriyet döneminde resmî unvan olarak kaldırılmış olsa da günlük dilde yaşamaya devam etti. İslam Ansiklopedisi
Burada önemli ayrım şudur: Bir kelimeyi hangi niyetle ve hangi anlamda kullandığımız ile kelimenin sözlükte veya tarihsel süreçte taşıdığı bütün anlamlar aynı şey değildir.
Örneğin bir öğretmene “Efendim, soruyu tekrar eder misiniz?” demek ile bir kişiye dinî veya ilahî özellikler atfederek onu insanüstü bir konuma yükseltmek aynı davranış değildir.
Diyanet'in “Hadislerle İslâm” çalışmasında da Peygamber için kullanılan “Efendimiz”, “hazretleri” ve benzeri ifadelerin dinî bir zorunluluktan ziyade kültürel ve edebî bir hürmet biçimi olduğu özellikle belirtilmektedir. Aynı kaynak, hürmette aşırılığa kaçılmaması gerektiğine de dikkat çekmektedir. Diyanet Hadislerle İslam
Dolayısıyla “efendim” kelimesinin kendisini otomatik olarak günah kategorisine sokmak doğru görünmemektedir. Asıl mesele, ifadenin ne anlama geldiği, kime söylendiği ve hangi niyetle kullanıldığıdır.
Bir Kelime Nasıl Sınıfsal Bir Anlama Dönüşür?
Burada konu ilginç biçimde toplumsal sınıf meselesine bağlanıyor.
“Efendim” kelimesi tarihsel olarak yalnızca nezaket değil, aynı zamanda statü göstergesi de olmuştur. Osmanlı döneminde “efendi” belirli toplumsal konumlara sahip kişilerin unvanı olarak kullanılıyordu. Bu durum, dilin toplumdaki hiyerarşileri yansıtabileceğini gösteriyor. İslam Ansiklopedisi
Bugün bir restoranda müşteriye “Efendim” denmesiyle, bir öğrencinin öğretmenine “Efendim” demesi aynı toplumsal anlama sahip olmayabilir. Birincisinde hizmet ilişkisi, ikincisinde eğitim otoritesi öne çıkabilir.
Hatta “efendim” kelimesinin bazı iş ortamlarında aşırı kullanılması, çalışan ile yönetici arasındaki güç farkını daha görünür hâle getirebilir. Burada sorun kelimenin kendisinden çok, insanların birbirlerine eşit yurttaşlar olarak mı yoksa üst-alt ilişkisi içerisinde mi davranıldığıdır.
Bu nedenle “Efendim” sözcüğünü tamamen reddetmek de, her kullanımını sorgulamadan olumlamak da yeterli değildir.
Asıl soru şudur:
Bir insanın saygı görmesi için mutlaka kendisinden daha düşük konumdaki birinin ona “efendim” demesi mi gerekir?
Bence tartışmanın daha verimli hâle geldiği nokta tam olarak burasıdır.
Toplumsal Cinsiyet Açısından “Efendim”
“Efendim” meselesinin toplumsal cinsiyet boyutu da gözden kaçırılmamalı. Türkiye'de kadınlardan özellikle kibar, uyumlu, yumuşak ve çatışmadan uzak bir iletişim kurmaları beklenebiliyor. Bu beklenti her kadın için aynı biçimde geçerli olmasa da toplumsal normların kadınların konuşma biçimleri üzerinde etkisi olduğu açık.
Örneğin bir kadın çalışan yöneticisine sürekli “Efendim” diyerek son derece saygılı davranırken, aynı ortamda erkek bir çalışanın yöneticisiyle daha doğrudan konuşması iki kişinin davranışının farklı değerlendirilmesine yol açabilir.
Kadından “terbiyeli ve saygılı”, erkekten ise “özgüvenli ve çözüm odaklı” olması beklenmesi, aynı davranışın farklı biçimde yorumlanmasına neden olabilir.
Fakat burada kadınları tek bir deneyime indirgemek doğru olmaz. Bazı kadınlar için “efendim” demek yalnızca aileden öğrenilmiş bir nezaket biçimidir. Bazıları bunu samimiyetin ve saygının göstergesi olarak görür. Bazıları ise özellikle hiyerarşik ortamlarda kendilerinden beklenen itaatkâr davranışın bir parçası olarak deneyimleyebilir.
Bu farklılıkları görmek önemli.
Kadınların yaşadığı deneyimleri yalnızca “baskı altında oldukları” şeklinde yorumlamak da başka bir genelleme olur. Bazı kadınlar geleneksel nezaket biçimlerini bilinçli biçimde benimseyebilir; bazıları ise bunları reddedebilir. Önemli olan, kişinin kendi tercihinin sosyal baskıyla ne ölçüde şekillendiğini sorgulayabilmesidir.
Erkekler Açısından Mesele: Saygı mı, Otorite mi?
Erkekler açısından da farklı bir boyut bulunuyor. Geleneksel toplumsal cinsiyet normları erkeklere çoğu zaman otorite kurma, güçlü görünme ve kontrol sahibi olma beklentisi yükleyebiliyor.
Bu nedenle bazı erkekler kendilerine “efendim” denilmesini doğal bir saygı göstergesi olarak görürken, bazıları bunun gereksiz bir hiyerarşi yarattığını düşünebilir.
Çözüm odaklı yaklaşım burada “Bu kelime günah mı değil mi?” sorusunun ötesine geçebilir.
Örneğin bir yönetici, çalışanlarının kendisine “efendim” demesini zorunlu tutmak yerine, insanların kendisini ismiyle veya uygun gördükleri bir hitapla çağırmasına izin verebilir. Bir öğretmen öğrencilerinden aşırı itaati değil, saygılı fakat eleştirel düşünmeyi bekleyebilir. Bir baba çocuğunun kendisine “efendim” demesini bir zorunluluk hâline getirmek yerine, çocuğuna karşılıklı saygıyı öğretebilir.
Günlük hayatta bazı kelimeleri o kadar sık kullanıyoruz ki, zaman zaman onların anlamını ve taşıdığı toplumsal yükü düşünmeyi bırakıyoruz. “Efendim” de bunlardan biri. Birine seslenirken, söyleneni anlamadığımızda, bir büyüğümüze cevap verirken veya sadece nezaket göstermek amacıyla “Efendim” diyoruz. Fakat özellikle dinî hassasiyetlerin yoğun olduğu çevrelerde “Efendim demek günah mıdır?”, “Bir insana efendim demek onu yüceltmek anlamına mı gelir?” veya “Efendi kelimesi yalnızca Allah için kullanılabilir mi?” gibi sorular ortaya çıkabiliyor.
Bana göre bu soruyu yalnızca “helal-haram” ikiliğine sıkıştırmadan ele almak gerekiyor. Çünkü bir kelimenin dinî anlamı kadar, tarih boyunca toplum içinde nasıl kullanıldığı da önem taşıyor. “Efendim” kelimesi hem bir nezaket ifadesi hem de bazı dönemlerde makam, statü ve toplumsal hiyerarşi göstergesi olmuş bir kelime. Dolayısıyla mesele, aslında dil ile güç arasındaki ilişkiye kadar uzanıyor.
“Efendim” Kelimesinin Dinî Açıdan Anlamı
Öncelikle temel soruya açık cevap vermek gerekir: Bir insana nezaket ve saygı amacıyla “efendim” demek, tek başına günah değildir.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki “Efendi” maddesi, kelimenin tarihsel olarak “sahip, mâlik” anlamlarına dayandığını ve Türkçede özellikle saygı duyulan, eğitimli veya itibarlı kişilere yönelik bir unvan olarak yaygınlaştığını ortaya koyuyor. Osmanlı toplumunda kelime devlet görevlilerinden ilim ve din çevrelerine kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahipti. İslam Ansiklopedisi
Üstelik kelimenin kullanımı tarih boyunca yalnızca dinî şahsiyetlerle sınırlı da değildi. Osmanlı bürokrasisinde farklı makam sahiplerine “efendi” denildiği gibi, sonraki dönemlerde kelime sıradan bir saygı ifadesi hâline geldi. Cumhuriyet döneminde resmî unvan olarak kaldırılmış olsa da günlük dilde yaşamaya devam etti. İslam Ansiklopedisi
Burada önemli ayrım şudur: Bir kelimeyi hangi niyetle ve hangi anlamda kullandığımız ile kelimenin sözlükte veya tarihsel süreçte taşıdığı bütün anlamlar aynı şey değildir.
Örneğin bir öğretmene “Efendim, soruyu tekrar eder misiniz?” demek ile bir kişiye dinî veya ilahî özellikler atfederek onu insanüstü bir konuma yükseltmek aynı davranış değildir.
Diyanet'in “Hadislerle İslâm” çalışmasında da Peygamber için kullanılan “Efendimiz”, “hazretleri” ve benzeri ifadelerin dinî bir zorunluluktan ziyade kültürel ve edebî bir hürmet biçimi olduğu özellikle belirtilmektedir. Aynı kaynak, hürmette aşırılığa kaçılmaması gerektiğine de dikkat çekmektedir. Diyanet Hadislerle İslam
Dolayısıyla “efendim” kelimesinin kendisini otomatik olarak günah kategorisine sokmak doğru görünmemektedir. Asıl mesele, ifadenin ne anlama geldiği, kime söylendiği ve hangi niyetle kullanıldığıdır.
Bir Kelime Nasıl Sınıfsal Bir Anlama Dönüşür?
Burada konu ilginç biçimde toplumsal sınıf meselesine bağlanıyor.
“Efendim” kelimesi tarihsel olarak yalnızca nezaket değil, aynı zamanda statü göstergesi de olmuştur. Osmanlı döneminde “efendi” belirli toplumsal konumlara sahip kişilerin unvanı olarak kullanılıyordu. Bu durum, dilin toplumdaki hiyerarşileri yansıtabileceğini gösteriyor. İslam Ansiklopedisi
Bugün bir restoranda müşteriye “Efendim” denmesiyle, bir öğrencinin öğretmenine “Efendim” demesi aynı toplumsal anlama sahip olmayabilir. Birincisinde hizmet ilişkisi, ikincisinde eğitim otoritesi öne çıkabilir.
Hatta “efendim” kelimesinin bazı iş ortamlarında aşırı kullanılması, çalışan ile yönetici arasındaki güç farkını daha görünür hâle getirebilir. Burada sorun kelimenin kendisinden çok, insanların birbirlerine eşit yurttaşlar olarak mı yoksa üst-alt ilişkisi içerisinde mi davranıldığıdır.
Bu nedenle “Efendim” sözcüğünü tamamen reddetmek de, her kullanımını sorgulamadan olumlamak da yeterli değildir.
Asıl soru şudur:
Bir insanın saygı görmesi için mutlaka kendisinden daha düşük konumdaki birinin ona “efendim” demesi mi gerekir?
Bence tartışmanın daha verimli hâle geldiği nokta tam olarak burasıdır.
Toplumsal Cinsiyet Açısından “Efendim”
“Efendim” meselesinin toplumsal cinsiyet boyutu da gözden kaçırılmamalı. Türkiye'de kadınlardan özellikle kibar, uyumlu, yumuşak ve çatışmadan uzak bir iletişim kurmaları beklenebiliyor. Bu beklenti her kadın için aynı biçimde geçerli olmasa da toplumsal normların kadınların konuşma biçimleri üzerinde etkisi olduğu açık.
Örneğin bir kadın çalışan yöneticisine sürekli “Efendim” diyerek son derece saygılı davranırken, aynı ortamda erkek bir çalışanın yöneticisiyle daha doğrudan konuşması iki kişinin davranışının farklı değerlendirilmesine yol açabilir.
Kadından “terbiyeli ve saygılı”, erkekten ise “özgüvenli ve çözüm odaklı” olması beklenmesi, aynı davranışın farklı biçimde yorumlanmasına neden olabilir.
Fakat burada kadınları tek bir deneyime indirgemek doğru olmaz. Bazı kadınlar için “efendim” demek yalnızca aileden öğrenilmiş bir nezaket biçimidir. Bazıları bunu samimiyetin ve saygının göstergesi olarak görür. Bazıları ise özellikle hiyerarşik ortamlarda kendilerinden beklenen itaatkâr davranışın bir parçası olarak deneyimleyebilir.
Bu farklılıkları görmek önemli.
Kadınların yaşadığı deneyimleri yalnızca “baskı altında oldukları” şeklinde yorumlamak da başka bir genelleme olur. Bazı kadınlar geleneksel nezaket biçimlerini bilinçli biçimde benimseyebilir; bazıları ise bunları reddedebilir. Önemli olan, kişinin kendi tercihinin sosyal baskıyla ne ölçüde şekillendiğini sorgulayabilmesidir.
Erkekler Açısından Mesele: Saygı mı, Otorite mi?
Erkekler açısından da farklı bir boyut bulunuyor. Geleneksel toplumsal cinsiyet normları erkeklere çoğu zaman otorite kurma, güçlü görünme ve kontrol sahibi olma beklentisi yükleyebiliyor.
Bu nedenle bazı erkekler kendilerine “efendim” denilmesini doğal bir saygı göstergesi olarak görürken, bazıları bunun gereksiz bir hiyerarşi yarattığını düşünebilir.
Çözüm odaklı yaklaşım burada “Bu kelime günah mı değil mi?” sorusunun ötesine geçebilir.
Örneğin bir yönetici, çalışanlarının kendisine “efendim” demesini zorunlu tutmak yerine, insanların kendisini ismiyle veya uygun gördükleri bir hitapla çağırmasına izin verebilir. Bir öğretmen öğrencilerinden aşırı itaati değil, saygılı fakat eleştirel düşünmeyi bekleyebilir. Bir baba çocuğunun kendisine “efendim” demesini bir zorunluluk hâline getirmek yerine, çocuğuna karşılıklı saygıyı öğretebilir.